Giriş

Datça limanının hemen 2-3 km. doğusunda yer alan Burgaz, yüzeyde görülen seramik parçaları ve antik liman duvar kalıntıları sebebiyle, 19. yüzyıl sonlarından beri dikkat çeken tarihi sit alanlarından birisi olmuş. Ancak, Burgaz sit alanının çağının en görkemli antik kentlerinden biri olan Knidos’un ilk kurulduğu yer olduğu hipotezi, Türk Üniversitelerinde uzun yıllar ders veren ve Likya-Karya medeniyetleriyle ilgili kazılar ve yayınlar yapan G.E. Bean ve J.M. Cook tarafından ilk kez 1952 yılında ortaya atılmış.

Bu hipotezin geçerliliğini sınamak ve Datça’nın kentsel gelişimine bağlı olarak yok olma tehlikesi karşısında bulunan Burgaz sit alanını belgeleyerek kurtarmak ve korumak üzere Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin desteği ile Prof. Dr. Numan Tuna başkanlığında bir bilim heyeti 1993-2017 yılları arasında arkeolojik kazılar gerçekleştirmiş. 2020 yılından itibaren Konya Selçuk Üniversitesi’nin bir projesi olarak Prof. Dr. Ertekin M. Doksanaltı başkanlığında bir başka bilim heyeti bu kazıları sürdürüyor. Her iki kazı başkanının ekipleriyle birlikte yaptıkları akademik yayınlar çok değerli bilgiler içeriyor.

Bilim Kurullarının Burgaz’daki Eski Knidos Hakkındaki Yayınlarından…

Bilim Kurullarının yayınlarına kısaca atıfta bulunmak gerekirse;

“………Datça ovası, bugün olduğu gibi antik dönemlerde de başta zeytin ve zeytinyağı, üzüm ve şarap olmak üzere önemli bir tarım bölgesi….Kil kaynaklarına yakınlığı nedeniyle de Datça ve Reşadiye çevresi, Knidos markalı toprak amfora atölyelerinin üretim merkezi ve ihracat kapısı olmuş…. Burgaz yerleşimi Tekirburnu’ndaki Yeni Knidos kentinin gelişimine rağmen varlığını şarap, zeytinyağı, seramik, metal ve tekstil işkollarında faaliyet gösteren atölyelerle sürdürmüş, liman ve depolama olanaklarını genişletmiş……Seramik atölyeleri Burgaz ve Reşadiye’de özellikle şarap üreticileri için markalı ürünler/amfora’lar yaparken Knidos Nekropolünde sunaklar için ince seramik ürünlere yönelmiş….. Bu süreç MÖ 4. Yüzyıldan MS 4. Yüzyıla kadar kesintisiz devam etmiş…..”

Deniz manzaralı antik kalıntılar, yuvarlak taş yapı ve taş yığınları ile çevrili doğal alan.

Burgaz’da 2400 yıllık Helenistik şarap işliğinden günümüze kalan pres yatakları

Knidos’un Teritoryumu

Knidos’un Teritoryumu sadece Datça ovasını değil, günümüz Datça Yarımadası’nı tümüyle kapsıyor. Özellikle yamaçların tarıma açılması ile dönemin demokratik toplum örgütlenme modeline uygun olarak yurttaşlarının eşit paylaşımına olanak tanıyan toprak mülkiyet düzeni de sağlanıyor. Knidos’luların tarım alanlarını genişletmek üzere başvurdukları “teraslı tarım”, özellikle bağcılık yoğun işgücü ve bakım gerektirdiğinden, buradaki teraslarda dağınık çiftlik evleri ile küçük mülkiyetlerden oluşan bir yapıda aile işletmeleri tarafından gerçekleştiriliyor.  Knidos’un, şarap üretimindeki hızlı ekonomik büyüme süresince, seramik atölyelerinin de devlet kontrolündeki bir işletmenin denetimi altında şarap dış satımı ile uğraşan iş adamları için üretim yaptıkları görülüyor.

Suyun kenarındaki arkeolojik kalıntılar ve çevresindeki yeşil alan.

Burgaz: Kazılan Alanlar 2009 Yılı

Sakin bir gölün önünde, dağlarla çevrili yeşil bir bitki örtüsü ve kayalıklardan oluşan bir kıyı.

Burgaz Liman Kıyısındaki Insitu Şarap Depoları (Dolia*)

(*) Antik Roma ve Yunan dönemlerinde, içecek veya ticari malları saklamak ve taşımak için kullanılan pişmiş toprak (kil)’den imal edilen, 1 ila 3 metre yüksekliğinde, yaklaşık 4000 litreye kadar hacme sahip devasa kaplar.

Arkeolojik kalıntılar içeren bir alan, deniz manzarasıyla birlikte

Burgaz Şarap İşliği Pres Taşları ve Depolama Birimleri (Toprak altındaki Dolium’lar)

Burgaz’ın Yeni Knidos’a Evrilme Süreci

Knidos’lular tarihin farklı dönemlerinde siyasi hakimiyeti bir yana bırakıp ticari hakimiyete önem veriyorlar. Örneğin, Pers’lerin hegemonyasında Knidos’un özgür olduğu, denizaşırı ticari ilişkilerinin geliştiği, ancak Dorların birliğini temsil eden Apollon kutsal alanının da gelişme gösterdiği anlaşılıyor. Pers hakimiyetinin ardından, Knidos MÖ 448’de Atina’nın liderliğini kabul ediyor, hatta para basmayı bırakıyor ve Attika-Delos (*) Üyesi oluyor. MÖ 411’de Sparta tarafına geçince tekrar para basmaya başlıyor. Bu oportünist yaklaşım Knidos’u savaşarak siyasi güç devşiren bir devlet olmaktan, kaynaklarını denizcilik ve dış ticarete yönlendiren bir devlet olmaya yönlendiriyor. Dış ticaretini kendi teritoryumu içinde katma değeri yüksek markalı amforalarla deniz yoluyla şarap dış satımında uzmanlaşmaya götürüyor.

(*) Attika-Delos Deniz Birliği; MÖ 478-477 yıllarında Atina’nın önderliğinde, Pers İmparatorluğu’nun Yunanistan’a yönelik saldırılarına ve tehditlerine karşı kurulmuş askeri ve siyasi bir konfederasyon. Katılımcıları, Ege Adaları, Trakya, Balkanlar ve Batı Anadolu’daki (İyonya, Karya dahil) Yunan kent devletleri. Üye sayısı başlangıçta 150-175 iken zamanla 300’e çıkıyor. Ekonomik güçlerine göre yıllık vergilendirme söz konusu.

Aerial view of a coastal landscape featuring fields and a blue sea.

Burgaz’ın L1-L4 Limanları

Sakin bir deniz manzarası, taşlarla kaplı kıyı ve uzak dağlar.

Burgaz’ın L2 Liman Kalıntısı

Burgaz antik kenti haritası, define alanları ve arkeolojik sit sınırlarını göstermektedir.

Burgaz Kent Şeması: Kent Surları, Şarap İşlikleri, Akropol, Nekropol ve Limanların Konumu

Kıyıda bir taş duvarın görüntüsü, arka planda sakin su ve doğal peyzaj yer alıyor.

Burgaz: Dalacak Burnu Sur ve Antik Liman Kalıntıları

Bir sahil manzarası; berrak mavi deniz, kayalık kıyılar ve yakınlarda bir tepe.

Burgaz Antik Limanı

Eski Knidos’luların ilk limanları coğrafi ve topografik olarak çok da elverişli olmayan, güney rüzgarlarına açık ve korunaksız Burgaz kıyılarındayken, Tekirburnu’nda seçtikleri Akdeniz-Ege deniz ticaret yolları üzerinde oldukça stratejik Çifte Limanlı yerleşim alanını “Yeni Knidos” olarak belirliyorlar.

Arkeolojik ve epigrafik verilere geniş bir perspektiften bakıldığında, Knidos’luların Tekirburnu’ndaki yeni kentin planını MÖ 5. yüzyılda geliştirdiği geometrik ızgara/grid plan sistemiyle şehir planlamacılığının babası kabul edilen Milet’li Hippodamos’a sipariş etmelerinin ardından kentin savunma duvarları, limanları, arazinin teraslanması ve kentsel altyapı gibi büyük yatırımları MÖ 4. yüzyıldan itibaren kademeli olarak uygulamaya başladıkları ve Roma ve Bizans dönemlerinde üzerine ekleyerek, önemli yatırımlar gerçekleştirdikleri anlaşılıyor.

Bir adanın haritası, içinde yerleşim alanları ve çevresinde dağlık arazilere sahip.

Hippodamos’un Yeni Knidos Kent Planı Önerisi

Burgaz’daki Eski Knidos’un Kent Planı

Burgaz’daki Eski Knidos’un da yine Hippodamos tarafından geliştirilen ve Yeni Knidos için önerilen geometrik ızgara/grid planın ilk versiyonuna sahip olduğunu görüyoruz.

Burgaz 2011 yılına ait bir harita, sokak ve binaların kırmızı ve sarı tonlarıyla gösterildiği detaylı bir yerleşim planı.

Burgaz’daki Eski Knidos’un Kent Planı

Yakın zamanda tamamlanan jeofizik araştırma ve kazı sonuçlarına göre; sokakların birbirini dik kestiği, farklı boyutlarda, modüler olmayan ortogonal yapı adalarına (insulae) bölünmüş bir yerleşim planı gösteren Burgaz’da iyi korunmuş taş döşeli sokaklar ve Burgaz sakinlerinin ihtiyaçlarına göre belirlenmiş, her biri bir konut adası içinde 10-15 mt. arasında değişen ortalama boyutlara sahip evler tespit ediliyor.

Eski bir yapının kalıntıları arasında yer alan taş döşeli bir yol.

Burgaz kazılarında ortaya çıkarılan taş kaplamalı sokaklar

Arkeolojik kazı alanında taşlarla kaplı bir zemin, ölçüm çubuğu ve etiket görünmektedir.

Burgaz’ın drenajı kanallı sokakları

Evler, çoğunlukla birbirlerinden 0.80 m genişliğinde ve yağmur suyunun drenajı, ısı yalıtımı ve günışığından faydalanmak amaçlarıyla bırakılan bir “peristasis” (kolonlu yürüme yolu/koridor) ile ayrılıyor. Burgaz evleri genellikle merkezi bir avlu etrafında konumlanıyor; ancak, iç mekan düzenlemesi açısından farklılık gösteriyorlar. Avlu, kapalı ve yarı-kapalı mekanlarla çevrili olup, genellikle doğrudan sokağa açılıyor. Bu koridor genellikle depolama mekanları ve “androna” (antik yunanda selamlık) açılıyor. İç ve yarı-kapalı mekanlara içinde kuyu bulunan avludan giriliyor.

Evlerde tespit edilen pişmiş toprak ya da kireçtaşı figürinler ile aynı zamanda dinsel faaliyetler için ayrılmış mekanların bulunduğu, pişirme, depolama, şarap ve zeytinyağı işleme gibi evle ilişkili faaliyetler için ayrı mekanlar oluşturulduğu da anlaşılıyor.

Bir kadın figürü heykeli, oturmuş pozisyonda, detaylı bir şekilde işlenmiş.
Antik bir heykelciğin baş kısmı, kadına ait özellikler ve detaylarla birlikte sergileniyor.

Kireçtaşı figürinlerin Fenike, Mısır, Kıbrıs ya da Doğu Yunan malı olduğu düşünülüyor.

Eski bir seramik kap, kenarları hafifçesidir. Kırmızı ve siyah renklerde, iki kulplu ve düz tabanlı.
Eski bir cam şişe, yuvarlak gövde ve uzun bir dar ağız ile, kenarında bir kulp bulunan.
Eski bir çömlek, iki kulplu ve mavi-siyah renkte.

Burgaz’da evlerde tespit edilen seramik şarap ve zeytinyağı kapları

Burgaz Yakınlarında Keşfedilen Apollon Kutsal Alanı

Burgaz yakınlarında, Sarı Liman Koyuna 500 mt. mesafede, 35 mt. yüksekliğinde bir tepe üzerinde keşfedilen Apollon Kutsal Alanı’nda yapılan kazılardan elde edilen yeni kanıtlar, Halikarnaslı tarihçi Herodotos’un işaret ettiği gibi bölgede kurulan 6 Dor Şehri (Dor Hexapolis) halkının bir araya gelerek ortak inşa ettiği, adını bölgenin efsanevi kurucusu Kral Triopas (*) dan alan ve her yıl büyük festival ve yarışmaların düzenlendiği yer olarak bilinen Triopion Tepesi olduğunu doğruluyor.

(*) “Triopas” kelimesinin kökenine dair güçlü bir görüş; kelimenin “üç yöne bakan” anlamına da gelmesi. Tapınağın kurulduğu yerin sırtını dağlara dayamış, üç yöne açık ve denizle çevrili coğrafyasına atıfta bulunduğu ve her yönden gelebilecek tehlikelere karşı bölgeyi gözleyen ve kollayan bir muhafız olduğunu simgelediği ifade ediliyor.

Tapınak yerleşkesi içinde, Doğu ve Batı yönünden girişi olan bir Dorik Tapınak Yapısı (DT), bir Altar (A), bir Bazilika (C), bir Küçük Kilise (D) ve bir Kült Mağara Yapısının olduğu ve kutsal alanın Güney yönünde bir Koruma Sur Duvarı (Temenos) (ST) ile dünyevi alandan ayrıldığı ifade ediliyor.

Arkeolojik alanın haritası, sarı renkli yapıların ve alanların gösterildiği, yükseklikleri belirtilmiş topografik bir düzen.

Apollon Kutsal Alanı Yerleşke Planı

Kazılar sırasında, Güney teras duvarında üzerinde kazıma/grafiti tekniği ile işlenen biri erkek (Tanrı) diğeri kadın (Tanrıça) iki insan figürünün sahnelendiği bir kireçtaşı blok bulunmuş ve bu sahnenin (Hieros Gamos-İlahi Çiftin Kutsal Birleşmesi) toplumun refahını, bereketini, evrenin devamlılığını ve yeniden doğuşunu simgelediğine inanılıyor.

Eski taş üzerine işlenmiş insan figürleri

Hieros Gamos sahnesinin işlendiği kireçtaşı blok

Her ne kadar Knidos’un askeri bir güç olma iddiası olmamasına rağmen Apollon Kutsal Alanı, Dor kökenli kentlerin her yıl düzenlenen oyunlara katılarak, aralarındaki bağları kutsayarak ve bir tür birlik göstererek aynı zamanda siyasi bir güç olmasına katkı sağlamış gibi görünüyor.

Eski kalıntıların bulunduğu bir arkeolojik alan, arka planda dağlar ve yerleşim alanları görünmektedir.

Triopion Apollon’unda Helenistik Dorik Tapınak

Yarımada üzerinde çeşitli noktalarda bulunan kent surları, viyadük ve su kemerleri gibi mühendislik alt yapılarının, gerek 6 Dor kentinin katılımıyla her yıl düzenli olarak yapılan Apollon Festival ve Oyunlarına kolay ulaşım sağlaması, gerek teraslardaki bağların sulanması ve gerekse üretilen şarabın limanlara ulaştırılması amacı ile inşa edildiği düşünülse de bunların MS 1. Yüzyıldan başlayan Roma ve ardından Bizans hakimiyeti sırasında o dönemin ileri teknikleriyle hayata geçirildiği kuşkusuzdur.

Yıkık bir taş duvar, yeşil çimlerin arasında, arka planda ağaçlar ve su görünümüyle birlikte

Burgaz Viyadükler ve Kent Surları (Roma ve Bizans teknikleri)

Eski bir yapının kalıntıları, çevresinde yeşilliklerle kaplı bir alan.

Çeşmeköy-Kumyer arasındaki yolda su kemeri/viyadük kalıntısı

Bitirirken..

Knidos’un, Roma Cumhuriyetine ilk kez Seleukos Krallığı ile arasındaki savaşlarda Roma’nın tarafını tutmuş olması nedeniyle Bergama Krallığı topraklarında katıldığı, MS. 1 yüzyılda Roma ile Pontus Krallığı arasındaki savaşlarda Roma’yı desteklemesi nedeniyle iç işlerinde bağımsız ve vergi muafiyeti olan “Özgür Şehir/Civitas Libera” olarak ödüllendirildiği biliniyor.

Bu dönemde Knidos, Roma ve Bizans egemenlikleri altında ve stratejik liman konumu sayesinde ticari, ekonomik ve kültürel açıdan çok parlak bir dönem yaşamış ve bölge yeni tapınaklar, tiyatrolar ve agoralarla zenginleşmiş. Ardından Bizansın etkisi ile başlayan hristiyanlaşma sonucu, kentteki eski pagan tapınakları yerini kiliselere bırakmış, Knidos önemli bir piskoposluk merkezi haline gelmiş, nüfusu da 70.000’lere ulaşmış.

Yazının devamını “Yeni Knidos”’da bulacaksınız….